Project Gondvana is ölmedi, kalbimizde yaşıyor.

Posted on: Nisan 23, 2010

Project Gondvana için yaptığım çalışmaların Maya ayağına bir süredir ara vermiştim. Aslında “ara verdim” demek doğru olmaz; sadece sistematik çalışmayı bırakmıştım. “Free Spirit” belli bir aşamaya geldikten sonra güzel; ama varmak istediğiniz bir nokta ve sizi kısıtlayan bir süre varsa… değil. O yüzden kafama göre takılmayı bırakıp tekrar sistemli çalışma metoduna geri döndüm.

En son sistemli çalışma girişimimin 28 Şubat’ta olduğu düşünülürse; 23 Nisan’da başıma devrilen aklımın biraz geç çalıştığını itiraf etmiş oluyorum. Peki bu arada neler yaptım?

28 Şubat’ta post-modern darbe yapıp, 23 Nisan’da ulusal egemenlik ilan edenlerle kıyaslandığında pek de kayda değer birşey yapmadığım aşikar ama… Yine de küçük dünyamdaki gelişmeleri size aktarayım.

Öncelikle daha önce hiç bulaşmadığım ve benim için uzunca bir süre kavramsal olarak uzayda asılı kalan kamera dünyasına giriş yaptım. Bu işlerle öyle kenardan kenardan ilgilendiğim ve film çeviren, kısa film yarışmalarına katılan vs. arkadaşlarım olduğu için zaten birçok şeyi biliyordum ama; bilgilerimi hiç düzenli bir sıraya sokup doğruluklarını sınamamıştım.

Madem dedim Project Gondvana ile Güney Yarımküre’nin doğal güzelliklerini çekeceğiz; o zaman şu “Yönetmenlik” dünyasına bir adım atalım, neler oluyor bir görelim. Biliyorsunuz ülkemizdeki her 10 kişiden 6’sının oyuncu, 3’ünün manken , 1’inin de yönetmen olduğu bir devirde yaşıyoruz. (Mankenler aynı zamanda diğer herşey oldukları için, başka meslekleri bu kategorinin içinde ayrıca heba etmiyorum.)

“Ben de en azından manken falan olacaksam birşeyler öğreneyim de; Cumhuriyet’in ilan edildiği tarihi falan sorarsa, Savaş Ay’a rezil olmayayım” mottosu ile başladım İnternet’i karıştırmaya… O sayfaya giriyorum, bu Wiki’den çıkıyorum, bir bloga giriyorum, bir portaldan çıkıyorum vs. derken baktım; bu iş böyle olmuyor. Bir kere temel bilgilerim eksik. Ne merceklerden anlıyorum, ne compositing biliyorum, ne elime bir kamera almışım… Fecaat yani.

Bu yaştan sonra, gittiğim 256.000 kurs üzerine Fotoğrafçılık / Sinema vs. eğitimi de alamayacağım için; tek yapabileceğim şey kitaplara sarılmaktı. Ben de Amazon’a dadanıp;

Nicholas Rombes’ın Cinema in the Digital Age kitabını,

Bernard Mendiburu’nun 3D Movie Making: Stereoscopic Digital Cinema from Script to Screen kitabını (Bunu niye aldım bilmiyorum, bir an böyle aşırı heyecanlanınca alakasız şeyleri de alırım hep…)

Christopher Kenworthy’nin Master Shots: 100 Advanced Camera Techniques to Get an Expensive Look on Your Low-Budget Movie kitabını

Ve İlker Canikligil’in Dijital Video ile Sinema kitabını aldım.

Bu kitapların içinde en eski baskı 2007 ile İlker Canikligil’in kitabı olunca, –e bir de Türkçe olduğu için– ilk onu okudum. Kendisini kitap için buradan tebrik etmek istiyorum. Çünkü HD kameraların henüz yeni yeni piyasaya çıktığı bir dönemde ağırlıklı olarak DV ve temel kavramlar üzerine yazmış olmasına rağmen, bu işin altyapısını bir kitapla aktarılabilecek en derli toplu şekilde anlatmayı başarmış. Basım tarihi üzerinden tam 3 sene geçmiş olmasına rağmen; sayesinde hiç bilmediğim bir çok teknik detayı öğrendim.

Dijital video ve sinema ile ilgilenen herkese İlker Canikligil’in Dijital Video ile Sinema kitabını öneririm. (Diğer kitapları henüz okumaya başlamadım. En kısa zamanda başlamayı düşünüyorum.)

Bir yandan kitap okurken bir yandan da Project Gondvana için nasıl bir Synopsis oluşturacağıma karar vermeye çalıştım. Kafamda dönüp dolaşan o kadar fazla fikir var ki… Bunların en uygulanabilir olanlarını ayırıp, son üçe kalacak olan güzelleri seçmek için, fikir sayısını 10’a kadar indirmem gerekti. Şimdi sona kalan 3’ü de belirledikten sonra, en kısa sürede SSS’i tamamlamayı düşünüyorum. (Synopsis – Script – Storyboard)

Bir yandan Maya çalışmaya devam etmem gerekiyordu. Çünkü Project Gondvana için yapmayı planladığım şeyler teknik olarak gerçekten zorlayıcı… Özellikle animasyon, kamera projeksiyonları, ışıklandırma ve render için bir çok tutorial izledim. Ama başkalarının modelleri ile çalışmak bana hiç zevk vermiyordu. Dolayısı ile hem modelleme konusunda el çabukluğu kazanmak, hem ilgimi çeken şeylerle render denemeleri yapmak, hem de Maya’dan soğumamak için Digital-Tutors’un dev gibi setlerine çalışmaya başladım.

İşin başından beri Racing Pod Tutorial’ında ne aşamadayım, siz onu görüyorsunuz. Çünkü yaptığım çalışmaları bir düzene koyup, not alarak yayınladığım tek Tutorial bu… Onun dışında Set extension, projeksiyon teknikleri, Corel’ın Painter’ı vb. 50 tane farklı şeye de kafa yoruyorum. Dolayısı ile projenin kıçını başını toparlamak bir aşamadan sonra gerçekten zor oluyor. Her boku öğrenmeye çalışıyorum.*

Yok hastalık, yok ameliyat, yok ilaç tedavisi, yok antidepresan, yok iş, yok güç, yok arkadaş mızmızı, yok The Halk Otobüsü, yok Kayışdağı kırosu, yok sınavlar, yok dersler vs. derken sosyal hayatım da iş hayatımdan hiç geri kalmıyor.

Sadece bunlarla kalmasa iyi… E bir de tam gün çalışıyorum. Sayfalarca döküman yazmakla meşgulum. Bunun dışında İnsan Kaynakları Zirvesi için stand tasarımı, broşür tasarımı vs. yaptım. Bir yandan Web tasarım işleri ile de uğraşıyorum. Yani, nasıl anlatsam… Bittim lan işte :)) Daha ötesi yok yani; sürmenaj oldum.

Bele bele beynim kaynadığı için herşeyi bir sıraya koymaya karar verdim. İlk önce Maya ile ilgili halletmem gereken teknik meseleleri halledicem. Bunun için hali hazırda -eş zamanlı olarak- başlamış olduğum üç Tutorial’ı bitirip, daha sonra ne bok yediğimi unutmamak için blog’a aktarmayı düşünüyorum. Bununla beraber sabahları işe giderken ve akşamları dönerken, -eğer dahil olduğum zümrenin medeni kıstasları el verirse- aldığım kitapları da bitirirm. O zamana kadar Canon 550D’m elime ulaşmış olur; deneme çekimlerine başlarım. Araya bir şekilde SSS’i de sığdıracağım. Zaten düşünmek, yazmak ve çizmek konusunda doğuştan yetenekliyim. (Hehehe başlamak hususunda değil, bitirmek kısmında biraz sıçış oluyor.)

Lan yapacağım edeceğim derken 2 A4 bitti lan🙂 Ben de bittim arkadaşım, ben de bittim. Ama bu gerçekle bir türlü yüzleşemiyorum. Vazgeçtim ben, evimin kadını olacam. Maya ile tek ilişkim hamur mayası üzerinden olacak. Kamera ile tek ilişkim, komik olmayan kamera şakaları üzerinden olacak. Güney Yarımküre ile tek ilişkim, Kuzey Yarımküre üzerinden olacak. Böyle böyle olacak bu işler. Böyle olacak. Böyle olacak. Böyle olacak. Böyle olacak. Böy-




B:> Restart Y or N?


Y


B:> Execute Y or N?


Y


B:> Restarting…


Evet, ne diyorduk? Hah, Tutorial. Geçen borularla falan uğraştım, pilim bitti. Bari dedim Pod’un motor kısmını bitireyim de üstümden bir yük kalksın. 3 ünite daha kastım, motorla işimi -modelleme açısından- bitirdim.

Peki neler öğrendim?

Aslında “öğrendim” demek doğru olmaz; çünkü Guntho sağolsun bunları bize 2 sene önce öğretmişti ama… ben o zamanlar pek oralı olmuyordum :)) O yüzden “hatırladım” demek daha doğru olur.

Motoru soğutmak resmin için üstüne basın. 

Karıştır

Şimdi bende bir mallık var. Mesela modellemeye Polygon ile mi başladım? En NURBSik şeyi bile Poly modellemek için yırtınıyorum. Halbuki ne gereği var güzel evladım? Kimi kısmını Poly, kimi kısmını NURBS olarak modelleyeceksin. Anime edeceğin günler gelene kadar Combine / Convert etmene bile gerek yok; öyle bırakacaksın. Bu Tutoriallar sayesinde biraz aştım o olayı… -Artık kanıma dokunmuyor bir NURBS, bir Poly, bir Subdiv.-

Curve’leri Kontrol Et

Curvle’lerle kontrol edilen NURBS yüzeyler fikrine çok alıştım. Eskiden ezik ezik primitif NURBS’ler yapıp elimle control vertex’lerini mıncıklayarak adam etmeye çalışıyordum. Ulan, hayat ne kolaymış. Bir curve yapıyorsun, tüm modelin History’si emrine amade… -Control Curve’siz NURBS modelleme yapmayacağıma yemin ettim.-

Özel Özel Kopyala

‘Duplicate Special’ ile kendimi özel hissettim. Gerçi motorun arka kısmındaki parçaları yaparken Duplicate Special bana zor anlar yaşattı ama; Freeze Transformation ve Delete Type By History komutları ile hepsinin üstesinden gelmeyi bildim. D.S. kullanırken Instance modunu açınca, yaptığım herhangi bir değişikliğin kopyalanan diğer modeller tarafından da anında benimsendiğini gördüm. -Güneşi gördüm esprisini yapmak istiyorum. Biliyorum komik değil ama böyle fırsat her zaman elime geçmiyor.-

Canlı Yap

‘Make Live’ komutunu kullanmak bana da nasip oldu! ‘Center Pivot’ yaparken hep hisleniyordum; “Bunu ne zaman kullancam ben?” diye. Şu zamanlarda kullanıyormuşuz;

Diyelim ki NURBS bir Surface’iniz var. Siz tam bu yüzeyin üzerine, yapışık bir şekilde eğriler çizmek istiyorsunuz. NURBS Surface’inizi tıklayıp Make Live dediğinizde, CV Curve Tool ile çizeceğiniz tüm eğriler doğrudan modelinize yapışıyor. Böyle bir güzellik, böyle bir kolaylık olamaz. Orijinde curve’lerle cebelleşip sonra modeline boru moru yapıştırmaya çalışan faniler için birebir.

Borunuzu yapıştırdıktan sonra Make Not Live komutunu uygulayabilmeniz için, önce boş bir yere mouse’un sol tuşuyla tıklayıp sonra Make Not Live’e tıklamanız gerekiyor. Boşuna Outliner’dan objeyi seçmek için dellenmeyin. -Make Live’i görünce canım Black & White oynamak istedi.-

Fake Pivot

Pivot’a fake atmayı öğrendim. Nasıl? Şöyle;

Diyelim bir objeniz var. Bu objenin pivotunu INSERT ile başka bir yere taşıdınız. Ama bu taşıma işleminden sonra uygulayacağınız işlem için pivotun orijinde olması gerekiyor. (Mesela; Duplicate Special)

Objenizin pivotu hem orijinde, hem de sizin belirlediğiniz özel bir yerde olamayacağına göre, ne yapabilirsiniz? Çok basit.

Objeniz seçiliyken CTRL + G ye basıyorsunuz. Objeniz, kendi kendine bir grup kuruyor. Bu grubun içine de kimseyi almıyor. Kurduğu grubun pivotu da orijinde oluyor. Ne güzel lan!!! -Çok basit, ama 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi.-

Aynalarla Yüzleş

Ha bir de Allah için doğru düzgün ‘Mirror’ yapmayı öğrendim. Eskiden amele gibi, elimle objeyi -1 yönünde scale edip, Channel Box’tan ilgili değeri 1’e sabitliyordum. Halbuki Mesh’in altındaki Mirror Geometry komutunu -Merge’siz biçimde- uyguladıktan sonra, INPUT değerlerinden Pivot’unu Mirror ettiğiniz eksen yönünde 0’larsanız, misler gibi oluyormuş. -Ben bilmiyormuşum.-

Şimdi böyle teknik teknik, pis pis, blah blah blah gibi geliyor bu yazılar biliyorum… Yani böyle bir bok biliyormuş gibi görünmeye çalışmak, snoblaşmak, ulan işte nasıl tekniğim bak, nasıl spesifik bir pasta diliminden nasiplenmişim hayatın, ben a.koymuşum, ben süperim, çok özelim gibi bir iddiam yok bunları yazarken, rica ederim yanlış anlamayın.

Tek amacım Maya kullanmayı bilen kişilere ya da ilerde kullanmaya başlayacak kişilerden “ne yazmıştı lan bu? diye dönüp bakacak olanlara, bildiklerimi aktarmaya çalışmak…

Şimdi böyle sayfalarca yazınca çok karışık, uzun, zor vs. görünüyor ama aslında değil. Basit şeylerden bahsediyorum. Halktan bir insanım ben de valla… Düşün bak… Ben de halk otobüsüne biniyorum!!!

Şimdi Render kasmaya devam edeyim ben. Hepinizi öpüyorum. Muck.

* Her boku aynı anda yapmaya çalışma felsefemin adını “An Ocean Refuses No River” koydum. Sheila Chandra’ya teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: